Onur Okan Demirci gözlüklü, kahverengi ceketiyle gülümsüyor.

Doç. Dr.

Onur Okan Demirci

Psikiyatrist ve psikoterapist

Bütüncül psikoterapi, psikiyatrik tedavi ve EMDR. İstanbul’da yüz yüze ya da dünyanın her yerinden online görüşme.

TEDx konuşmalarını izleyin
Onur Okan Demirci siyah ceketiyle, kolları kavuşuk gülümsüyor.

Hakkında

Psikiyatri uzmanı, psikoterapist ve akademisyen. Kurucusu olduğu Zi&oN Psikiyatri Akademisi’nde danışanlarıyla çalışıyor; ruh sağlığı profesyonellerine ve kurumlara eğitimler veriyor.

Tıp eğitimini İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde (İngilizce) tamamladı, ardından Ermenistan sınırındaki bir köyde iki yıl pratisyen hekimlik yaptı. Psikiyatri uzmanlığını Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldı, uzmanlık sonrasında iki yıl Tatvan Devlet Hastanesi’nde çalıştı. Farklı birçok üniversitede dersler, seminerler ve sahne etkinlikleri gerçekleştirmeye devam ediyor.

EMDR ile 2007’de tanıştı. Uluslararası EMDR Birliği’nin (ABD) temel ve ileri düzey eğitimlerini tamamladı, İngiltere Ulusal Terapistler Birliği’nin EMDR diplomasına sahip. Türkiye ve dünyada ilk kez bir üniversitede, klinik psikoloji yüksek lisans programına “Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve EMDR Teknikleri ile Tedavi Süreçleri” derslerini kazandırarak bu eğitimin verilmesini sağladı. Farklı psikoterapi ekollerinde aldığı eğitimleri binlerce vakada edindiği deneyimle birleştiren bütüncül bir yaklaşımla çalışıyor.

Mesleki yaşamı boyunca 40’tan fazla ülkeye gitti; bazılarında travma gruplarıyla EMDR çalışmaları yaptı ve bu çalışmaların bir kısmını bilimsel makale olarak yayımladı. Psikiyatri, psikoloji ve psikoterapi odaklı dijital yazılım projeleri de yürütüyor.

Detaylı özgeçmiş

Kısa özgeçmiş

  1. 2000–2006Tıp eğitimiİnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce), Malatya
  2. 2006–2008Pratisyen hekimDağpınar Sağlık Ocağı, Digor, Kars
  3. 2007EMDR ile tanışmaİlk EMDR eğitimleri
  4. 2009–2014Psikiyatri uzmanlığıBakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul
  5. 2011Gönüllü hekimAngkor Hospital for Children, Siem Reap, Kamboçya
  6. 2014–2015Uzman psikiyatristTatvan Devlet Hastanesi, Bitlis
  7. 2016Akademiİstanbul Gelişim Üniversitesi’nde ders vermeye başladı
  8. BugünDoçentZi&oN Psikiyatri Akademisi kurucusu

Tanı ve tedavi

Her süreç ayrıntılı bir değerlendirmeyle başlar. İlaç tedavisi, psikoterapi ya da ikisinin birlikte kullanımı: hangi yolun izleneceğine sizinle birlikte, bilgilendirilerek karar verilir.

Duygudurum ve kaygı

Depresyon

Zayıflık değil, tembellik değil; tedavi edilebilir bir sorundur.

Sabahları yataktan kalkmak zorlaşıyorsa, eskiden sevdiğiniz şeyler artık bir şey ifade etmiyorsa ve bu hal haftalardır sürüyorsa, bu bir karakter meselesi değildir. Depresyon beynin biyolojisini de etkileyen bir sorundur ve doğru tedaviyle hayat yeniden renk kazanabilir. İlk adım, yaşadığınız şeyin adını koymaktır.

Manik depresif (bipolar) bozukluk

İnişler ve çıkışlar kaderiniz değil.

Bir dönem uykuya ihtiyaç duymadan, durdurulamaz bir enerjiyle; bir dönem ise ağır bir çöküntüyle yaşamak hem sizi hem sevdiklerinizi yorar. Bipolar bozukluk, düzenli takip ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir durumdur ve pek çok insan tanısını bilerek dengeli, üretken bir hayat sürer. Erken başlanan tedavi, atakların hayatınızdan götürdüklerini azaltır.

Doğum sonrası depresyon

“Mutlu olmam gerekirken neden böyleyim?”

Doğum sonrasında yaşanan yoğun üzüntü, kaygı, bebeğe bağlanamama hissi ya da suçluluk, anne olmanın “doğal bir parçası” değildir ve geçmesi beklenmemelidir. Erken tedavi hem annenin hem bebeğin sağlığı için önemlidir.

Kaygı (anksiyete) sorunları

Endişe, hayatınızı yönetmemeli.

Aklınız sürekli “ya olursa?” sorusuyla meşgulse, dinlenmeniz gereken anlarda bile gerginlik peşinizi bırakmıyorsa, kaygı artık koruyucu olmaktan çıkmış olabilir. Kaygı sorunları tedaviye iyi yanıt veren durumlar arasındadır. Size uygun psikoterapi ve gerekirse ilaç tedavisiyle zihniniz yeniden sakinleşebilir.

Panik atak

Ölmüyorsunuz, delirmiyorsunuz. Yaşadığınızın bir adı ve tedavisi var.

Çarpıntı, nefes darlığı, kontrolü kaybetme korkusu... Panik atak yaşayan birçok kişi kendini acil serviste bulur ve “bir şeyiniz yok” cevabıyla eve döner. Oysa yaşadığınız çok gerçektir. Doğru tedaviyle hem ataklar hem de “yine olacak mı?” korkusu geride bırakılabilir.

Sosyal kaygı bozukluğu

Sesinizin duyulmasını istemek, en doğal hakkınız.

Toplantıda söz almaktan kaçınmak, yeni insanlarla tanışmaktan korkmak ya da başkalarının önünde yemek yiyememek sık görülen ama genellikle “utangaçlık” sanılarak geçiştirilen bir durumdur. Sosyal kaygı tedavi edilebilir ve hayatınızı daraltmak zorunda değildir.

Fobiler

Korkunuz mantıksız görünebilir ama yaşadığınız gerçek.

Uçak, asansör, kapalı alan, kan, iğne ya da hayvan korkusu hayatınızı sınırlıyorsa, bununla yaşamaya mecbur değilsiniz. Fobiler, EMDR ve alıştırma temelli yöntemlerle genellikle kısa sürede yanıt veren sorunlardandır.

Takıntı sorunları (obsesif kompulsif bozukluk)

Siz düşüncelerinizden ibaret değilsiniz.

Kapıyı kilitlediğinizi bildiğiniz halde defalarca kontrol etmek, el yıkamaktan kendinizi alıkoyamamak ya da istemediğiniz düşüncelerin zihninizi işgal etmesi hem yorucu hem de çoğu zaman utandırıcıdır. Takıntılar gizlendikçe güçlenir. Etkili psikoterapi yöntemleri ve gerekli ise ilaç tedavisiyle bu kısır döngü kırılabilir.

Sınav kaygısı

Bildiğiniz her şey sınav anında da sizinle olsun.

Aylarca çalışıp sınav anında zihnin boşalması, hem emeğinize hem geleceğinize haksızlıktır. Sınav kaygısının altında çoğu zaman mükemmeliyetçilik, geçmişteki olumsuz deneyimler ya da ağır beklentiler yatar. Nedeni anlaşıldığında, EMDR ve bilişsel yöntemlerle kaygı yönetilebilir hale gelir.

Stres ve yaşam sorunları

Stres

Bedeniniz size bir şey söylüyor.

Baş ağrıları, mide sorunları, uykusuzluk, tahammülsüzlük... Uzun süreli stres önce bedeninize, sonra ilişkilerinize ve işinize yansır. Stresi hayattan tamamen çıkarmak mümkün değildir ama onunla baş etme biçiminiz değişebilir. Bunu tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz.

Tükenmişlik

Sadece yorgun değilsiniz; tükenmiş olabilirsiniz.

İşe gitmeden önce içinizi kaplayan isteksizlik, eskiden önemsediğiniz şeylere karşı duyarsızlaşma ve bitmeyen bir bitkinlik hissi tükenmişliğin işaretleri olabilir.

Travma, ilişkiler ve cinsellik

Ruhsal travma

Geçmiş geçmişte kalmıyorsa, konuşmanın zamanı gelmiştir.

Bazı yaşantılar aradan yıllar geçse bile bugünü etkilemeye devam eder; bir koku, bir ses tonu ya da bir bakış sizi o ana geri götürebilir. Travmanın büyüğü küçüğü yoktur, sizi yaralayan her şey önemlidir. EMDR başta olmak üzere travma odaklı yöntemlerle anılar silinmeden, ama yarattığı acı hafifleyerek yeniden işlenebilir.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)

Olay bitti, ama zihniniz hâlâ alarmda.

Kaza, deprem, saldırı ya da ani bir kayıp sonrasında kabuslar, irkilmeler, olayı hatırlatan her şeyden kaçınma ve sürekli tetikte olma hali haftalar geçse de azalmıyorsa, bu bir TSSB belirtisi olabilir. EMDR, Dünya Sağlık Örgütü’nün TSSB tedavisinde önerdiği yöntemler arasındadır.

Yas ve kayıp

Yas bir hastalık değildir; ama bazen yardım gerektirir.

Sevdiğiniz birini kaybettikten sonra aylar geçmesine rağmen hayata dönemiyorsanız, acı hafiflemek yerine derinleşiyorsa, bu “uzamış yas” olabilir. Kaybınızı unutmadan, onunla birlikte yaşamayı öğrenmek mümkündür.

Aile, evlilik, çift ve ilişki sorunları

Aynı kavga, farklı günler? Döngüyü birlikte görelim.

Aynı tartışmaları tekrar tekrar yaşıyorsanız ya da aynı evde birbirinize yabancılaştıysanız, bu sevginin bittiği anlamına gelmeyebilir. Çift ve aile terapisi suçlu aramak yerine ilişkideki döngüleri görmeyi sağlar. Bazen tarafsız bir bakış, yıllardır kilitli kalan kapıyı açar.

Duygu düzenleme güçlüğü ve kişilik sorunları

Duygularınız fırtına gibiyse, liman bulmak mümkün.

Ani öfke patlamaları, terk edilme korkusu, ilişkilerde sürekli inişler ve kendinizi boşlukta hissetmek yorucu bir döngü yaratabilir. Bu örüntüler uzun süreli ve düzenli bir psikoterapi süreciyle değişebilir.

Cinsel işlev bozuklukları

Utanç, tedavinin önündeki en büyük engeldir.

Cinsel sorunlar çok yaygındır ama en az konuşulan konular arasındadır. Performans kaygısı, vajinismus, erken boşalma ya da isteksizlik gibi sorunların önemli bir kısmının psikolojik bir bileşeni vardır ve tedavi edilebilir. Mahremiyetinize saygı duyulan bir ortamda, yargılanmadan konuşabilirsiniz.

Bağımlılık ve diğer tanılar

Alkol ve madde bağımlılığı

Bırakmak bir karar, bırakmayı sürdürmek bir süreç.

Bağımlılık irade zayıflığı değil, beynin ödül sistemini etkileyen bir sorundur. Kalıcı iyileşme çoğu zaman yalnızca maddeyi bırakmakla değil, kişiyi o maddeye yönelten depresyon, kaygı, travma ya da dikkat eksikliği gibi nedenlerin de tedavi edilmesiyle mümkün olur. Kendiniz ya da bir yakınınız için ilk adımı atmak için hiçbir zaman geç değildir.

Davranışsal bağımlılıklar: kumar, oyun, internet, kripto

Bağımlılık için madde gerekmez.

Ekrandan kalkamamak, kaybettikçe daha fazla risk almak ya da bir uygulamayı kontrol etmeden duramamak, madde bağımlılığıyla aynı beyin mekanizmalarını harekete geçirebilir.

Yeme bozuklukları

Mesele yemek değil, yemeğin taşıdığı anlam.

Yeme bozuklukları çoğunlukla duyguların, kontrol ihtiyacının ya da beden algısındaki bir sorunun yemek üzerinden ifade edilmesidir. Diyetler ve “biraz irade” tavsiyeleri bu yüzden çoğu zaman işe yaramaz. Psikiyatrik değerlendirme, psikoterapi ve gerektiğinde fiziksel sağlık takibiyle yemekle ve bedeninizle barışmak mümkündür.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

Dağınık değilsiniz; beyniniz farklı çalışıyor.

Yarım kalan işler, unutulan randevular, bitmeyen ertelemeler... Birçok yetişkin, çocukluğundan beri taşıdığı dikkat eksikliğinin farkına ancak yıllar sonra varır. Doğru tanı, “neden hep böyleyim?” sorusuna cevap verir; tedaviyle odaklanma, iş ve ilişki hayatı belirgin biçimde iyileşebilir.

Şizofreni

Tanı bir son değil, bir başlangıç.

Şizofreni, hakkında en çok önyargı bulunan sorunlardan biridir. Oysa bugün doğru ilaç tedavisi, düzenli takip ve aile desteğiyle pek çok kişi belirtilerini kontrol altına alarak çalışabiliyor ve ilişkiler kurabiliyor. Erken tedavi sonuçları belirgin biçimde iyileştirir; ailelerin bilgilendirilmesi de sürecin önemli bir parçasıdır.

Somatik belirti bozukluğu (psikosomatik şikâyetler)

Tahlilleriniz temiz, ama ağrınız gerçek.

Doktor doktor dolaşıp “bir şeyiniz yok” cevabı almak, yaşadığınız ağrı kadar yorucu olabilir. Beden ve zihin birbirinden ayrı çalışmaz; çözülmemiş duygular bazen ağrı, yorgunluk ya da sindirim sorunları olarak kendini gösterir.

Bu alanda ilaç tedavisi ve EMDR’yi karşılaştıran dünyadaki ilk çalışmalardan birini yayımlamış biri olarak bu ağrılarınızdan kurtulabilmenizin mümkün olduğunu söyleyebilirim.

Fonksiyonel nörolojik belirti bozukluğu (psikojenik nöbetler)

Nörolojik testler normal, ama belirtiler sürüyor.

Bayılma, nöbet benzeri ataklar, güçsüzlük ya da uyuşma gibi belirtiler bazen nörolojik değil ruhsal kaynaklıdır. Doğru tanı, gereksiz tetkik ve ilaçlardan kurtulmanın ilk adımıdır; uygun psikoterapiyle belirtiler belirgin biçimde azalabilir.

Uyku bozuklukları

Gece uyuyamayan, gündüz yaşayamaz.

Uykuya dalamamak, gece sık uyanmak ya da sabah yorgun kalkmak çoğu zaman altta yatan bir kaygı, depresyon ya da stresin habercisidir. Uyku ilaçlarına bağımlı hale gelmeden, nedeni ele alan bir tedaviyle sağlıklı uyku yeniden kazanılabilir.

Benlik ve iç dünya

Özgüven eksikliği ve değersizlik hissi

Kendinize başkalarına davrandığınız kadar nazik davranıyor musunuz?

Sürekli kendinizi eleştiriyor, başkalarının onayı olmadan kendinizi yeterli hissedemiyorsanız, bu hissin kökleri çoğu zaman erken yaşantılara uzanır. Terapide bu iç sesin nereden geldiğini anlamak, onu değiştirmenin ilk adımıdır.

Sahtekâr (imposter) sendromu

Başarılarınız şans değil.

Ne kadar başarılı olursanız olun “bir gün yeterli olmadığım anlaşılacak” korkusuyla yaşamak, özellikle yüksek performanslı insanlarda sık görülür. Bu his gerçeği değil, öğrenilmiş bir düşünce kalıbını yansıtır ve değiştirilebilir.

Mükemmeliyetçilik

Kusursuz olmak zorunda değilsiniz; yeterince iyi olmak yeter.

Hiçbir işi “tam olmadı” hissi olmadan bitirememek, hata yapma korkusuyla başlayamamak ya da başkalarından da kusursuzluk beklemek hem sizi hem çevrenizi yorar. Mükemmeliyetçilik başarıyı değil, kaygıyı besler.

Erteleme alışkanlığı

Tembel değilsiniz; muhtemelen bir şeyden kaçıyorsunuz.

Yapılması gereken işi son ana bırakmak çoğu zaman zaman yönetimi değil, duygu yönetimi sorunudur: başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik ya da dikkat eksikliği ertelemenin arkasında olabilir. Nedeni bulunduğunda döngü kırılabilir.

Öfke kontrolü sorunları

Öfke bir duygu; ama patlamalar bir tercih olmak zorunda değil.

Küçük şeylere büyük tepkiler verip sonra pişman oluyorsanız, öfkeniz ilişkilerinize ve işinize zarar veriyorsa, bunun altında çoğu zaman bastırılmış başka duygular yatar. Öfkenizi anlamak, onu yönetmenin anahtarıdır.

Yalnızlık

Kalabalıklar içinde yalnız hissetmek de bir yalnızlıktır.

Etrafınızda insanlar olsa bile kimseyle gerçekten bağ kuramadığınızı hissediyorsanız, bu hem ruhsal hem bedensel sağlığınızı etkileyebilir. Yalnızlığın nedenlerini anlamak, yeniden bağ kurmanın yolunu açar.

Anlam arayışı ve varoluşsal sorgulamalar

“Hepsi bu mu?” sorusu bir kriz değil, bir davet olabilir.

Her şey yolunda görünürken içinizde bir boşluk hissediyorsanız, hayatınızın yönünü ve anlamını sorguluyorsanız, bu sorularla tek başınıza boğuşmak zorunda değilsiniz. Terapi, kendi cevaplarınızı bulmanız için güvenli bir alan sunar.

İlişkiler ve bağlanma

Aldatılma ve ihanet sonrası

Güveniniz sarsıldı, ama siz yıkılmak zorunda değilsiniz.

Aldatılmak derin bir travma etkisi yaratabilir: takıntılı düşünceler, uykusuzluk, öfke ve “ben nerede hata yaptım?” sorusu. İlişkiye devam etmeye ya da bitirmeye karar verin, bu yarayı iyileştirmek için desteğe ihtiyacınız olabilir.

Ayrılık ve boşanma süreci

Bir ilişkinin bitişi, sizin bitişiniz değil.

Boşanma ya da uzun bir ilişkinin sona ermesi, yas kadar sarsıcı olabilir. Özellikle çocuklar söz konusuysa bu süreci sağlıklı yönetmek, hem sizin hem onların geleceği için önemlidir.

Hep yanlış kişiyi seçmek (bağlanma sorunları)

Aynı hikâye, farklı insanlar mı?

İlişkileriniz hep benzer biçimde bitiyorsa, size iyi gelmeyen insanlara tekrar tekrar çekiliyorsanız, bu bir tesadüf olmayabilir. Bağlanma biçiminizi anlamak, farklı bir ilişki kurmanın ilk adımıdır.

Psikolojik şiddet ve manipülatif ilişkiler

Sürekli kendinizden şüphe ediyorsanız, sorun sizde olmayabilir.

Küçümsenmek, kontrol edilmek, suçlanmak ya da gerçekliğinizin sürekli çarpıtılması iz bırakmayan ama derin yaralar açan bir şiddet biçimidir. Bu ilişkilerden çıkmak ve sonrasında kendinizi yeniden bulmak desteğe ihtiyaç duyabilir.

Patolojik kıskançlık

Kıskançlık sevgiyi değil, kaygıyı gösterir.

Partnerinizin telefonunu kontrol etmeden duramıyorsanız ya da somut bir neden olmadan aldatıldığınızdan eminseniz, bu duygu ilişkinizi yıpratıyor olabilir. Kıskançlığın altındaki güvensizlik tedavi edilebilir.

Ebeveynlik zorlukları, çocuk ve ergenle iletişim

Çocuğunuzla aranızdaki duvar yıkılabilir.

Ergenlik çağındaki çocuğunuzla konuşamıyor, sürekli çatışıyorsanız ya da ebeveynlik yükü altında eziliyorsanız, yalnız değilsiniz. Ebeveyn danışmanlığı hem ailenize hem kendinize nefes aldırabilir.

Bedenle ilgili kaygılar

Sağlık kaygısı (hastalık kaygı bozukluğu)

Her belirtiyi internette aratmak sizi rahatlatmıyor, değil mi?

Doktorlar “bir şeyiniz yok” dese de ciddi bir hastalığınız olduğu korkusundan kurtulamıyorsanız, bu kaygının kendisi tedavi gerektiren bir sorundur. Doğru yaklaşımla bedeninize yeniden güvenebilirsiniz.

Beden algısı bozukluğu (beden dismorfik bozukluk)

Aynada gördüğünüz, başkalarının gördüğü olmayabilir.

Görünüşünüzdeki bir “kusur” düşüncesi saatlerinizi alıyor, sosyal hayatınızı kısıtlıyor ya da sizi tekrar tekrar estetik işlemlere yöneltiyorsa, sorun bedeninizde değil, onu algılama biçiminizde olabilir.

Saç ve cilt yolma (trikotilomani, dermatilomani)

Durmak istiyorsunuz ama elleriniz dinlemiyor.

Saç, kaş, kirpik koparmak ya da cildi yolmak çoğu zaman gizlenen ve utanç yaratan tekrarlayıcı davranışlardır. Bunlar kötü bir alışkanlık değil, tedavi edilebilir bir durumdur.

Tik bozuklukları

İstemsiz hareketler sizi tanımlamaz.

Göz kırpma, boğaz temizleme ya da başka istemsiz hareketler ve sesler çocuklukta başlayıp yetişkinlikte de sürebilir. Stresle artan tikler, uygun tedaviyle belirgin biçimde azalabilir.

Kronik hastalık ve kronik ağrıyla yaşamak

Hastalığınız bedeninizde, ama yükü ruhunuzda da.

Diyabet, kanser, romatizmal hastalıklar ya da kronik ağrıyla yaşamak ciddi bir ruhsal yük getirir. Tanıya uyum sağlamak ve hayat kalitesini korumak, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Gerçek dışılık hissi (depersonalizasyon, derealizasyon)

Kendinizi bir filmin içinde izliyormuş gibi mi hissediyorsunuz? Ya da ortamdan kopuyormuş gibi hissettiğiniz oluyor mu?

Kendinize ya da çevrenize yabancılaşma, her şeyin bir rüya gibi uzak gelmesi korkutucu olabilir ama delirdiğiniz anlamına gelmez. Bu belirtiler çoğunlukla yoğun kaygı ya da travmayla ilişkilidir ve tedavi edilebilir.

Kekemelik ve konuşma kaygısı

Söyleyecekleriniz, nasıl söylediğinizden daha önemli.

Kekemeliğin yarattığı konuşma kaygısı, kaçınma davranışları ve sosyal çekingenlik psikoterapiyle azaltılabilir.

Hayatın dönemleri ve geçişler

Kısırlık ve tüp bebek sürecinin psikolojik yükü

Bekleyişin ağırlığını tek başınıza taşımayın.

Tekrarlayan denemeler, belirsizlik, umut ve hayal kırıklığı arasında gidip gelmek hem bireyleri hem çiftleri derinden yıpratır. Bu süreçte ruhsal destek, dayanıklılığınızı korumanıza yardımcı olur.

Premenstrüel disforik bozukluk (PMDD)

Her ay kendinizi tanıyamıyorsanız, bu “sadece hormonlar” değil.

Adet öncesi dönemde yaşanan yoğun öfke, ağlama krizleri, depresif ruh hali ve ilişkilerde bozulma, sıradan PMS’ten farklıdır ve tedavi edilebilir.

Menopoz döneminde ruhsal değişimler

Hayatın yeni bir evresi, yeni bir denge.

Menopoz sürecinde uykusuzluk, kaygı, duygu dalgalanmaları ve depresif belirtiler sık görülür. Bu değişimleri anlamak ve desteklemek, bu dönemi daha rahat geçirmenizi sağlar.

Orta yaş dönemi ve yaşam geçişleri

Kırklarda, ellilerde yeniden başlamak mümkün.

Kariyer değişikliği, çocukların evden ayrılması, emeklilik ya da “hayatımı boşa mı harcadım?” sorgulaması, hayatın kaçınılmaz dönemeçleridir. Bu geçişler doğru destekle bir kriz değil, bir yenilenme fırsatına dönüşebilir.

Göç, yurt dışında yaşam ve uyum sorunları

Uzakta olmak, yalnız olmak demek değil.

Yeni bir ülkede yaşamak; yalnızlık, kimlik karmaşası, kültürel uyum ve özlem gibi zorluklar getirebilir. Anadilinizde online terapi, nerede olursanız olun size destek olabilir.

İleri yaşta depresyon ve bellek kaygıları

Unutkanlık her zaman yaşlılık değildir.

İleri yaşta görülen isteksizlik, içe kapanma ve unutkanlık bazen tedavi edilebilir bir depresyonun belirtisidir. Doğru değerlendirme, bunama ile depresyonu ayırt etmek için hayati önem taşır.

İş hayatı ve gündem

İş yerinde mobbing (psikolojik taciz)

İşiniz geçiminizdir; ruh sağlığınızın bedeli olmamalı.

Sistematik olarak dışlanmak, aşağılanmak ya da yıldırılmak kaygı, depresyon ve travma belirtilerine yol açabilir. Bu süreçte hem ruhsal destek almak hem de haklarınızı bilmek önemlidir.

Kariyer kararsızlığı ve iş stresi

Doğru yolda mıyım?

Sevmediğiniz bir işte sıkışmış hissetmek, karar verememek ya da sürekli performans baskısı altında yaşamak ruh sağlığınızı yıpratır. Terapi, sizin için gerçekten neyin önemli olduğunu netleştirmeye yardım eder.

Deprem ve afet kaygısı

Toprak sallanmasa da içiniz sallanıyorsa.

Deprem haberleri, sarsıntı hissi yanılsaması ya da “bir gün olacak” korkusu, doğrudan afet yaşamamış kişilerde de yoğun kaygıya neden olabilir.

Dolandırılma sonrası psikoloji

Kandırılmak aptallık değil; herkesin başına gelebilir.

Dolandırılmak yalnızca maddi değil, ağır bir duygusal kayıptır: utanç, öfke, kendini suçlama ve insanlara güvenememe. Bu yaşantıyı konuşmak iyileşmenin başlangıcıdır.

Sosyal medya ve karşılaştırma kaygısı

Ekrandaki hayatlar gerçek değil, ama hissettirdikleri gerçek.

Başkalarının paylaşımlarını gördükçe kendinizi yetersiz hissetmek, sürekli “bir şeyleri kaçırıyorum” kaygısı ve ekrandan uzak duramamak, özgüveni ve ruh halini sessizce aşındırabilir.

Yöntemler

  • Psikoterapi

    Yasal olarak yetkin ruh sağlığı uzmanlarınca uygulanan tekniklerin tümü. Her soruna uyan tek bir yöntem yoktur; kişiye uygun yöntem belirlenerek başlanır.

  • Bütüncül psikoterapi

    Psikanaliz, dinamik ve bilişsel davranışçı terapiler, duygu odaklı terapiler ve EMDR gibi ekolleri kişinin ihtiyacına göre bir arada kullanan yaklaşım.

  • EMDR

    Sıkıntı veren anıların duyarsızlaştırılıp yeniden işlendiği, travma tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir psikoterapi yöntemi.

    EMDR hakkında

  • Hipnoterapi

    Hipnoz aracılığıyla ruhsal sıkıntıların tedavisi. Her durum için uygun değildir; Türkiye’de yalnızca Sağlık Bakanlığı onaylı uzmanlarca uygulanabilir.

  • Kişisel gelişim, farkındalık ve yeni nesil düşünce

    Geçmiş, şimdi ve geleceğe uyumlanabilme süreçleri, hızla değişen çağımızda yeni nesil düşünceleri geliştirme. Dünyayı ve insanları anlayabilmek kendini tanımaktan geçer.

  • Online psikoterapi

    Yöntem yüz yüze terapiyle aynıdır, yalnızca mekân değişir. Yurt dışında yaşayanlar, evden çıkmakta zorlananlar ve zaman bulamayanlar için uygundur.

EMDR

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme

Seans sırasında danışan, sıkıntı veren anıyı kısa bir süre aklında tutarken gözleriyle sağa sola hareket eden bir ışığı ya da terapistin elini izler. Buradaki gösterim yalnızca yöntemi tanıtmak içindir; EMDR bir terapist eşliğinde uygulanır.

Nedir?

EMDR; geçmişi silme, bilinçaltı temizliği ya da acı anıları silme gibi adlarla anılsa da gerçekte böyle bir iddiası yoktur. Amaç, sıkıntı veren anıların kişide yarattığı belirtileri azaltmak ve bu anıların altında yatan olumsuz düşüncenin yerine olumlu bir düşünceyi yerleştirmektir.

Travma sonrası stres bozukluğunun yanı sıra kaygı bozuklukları, fobiler, panik atak ve sınav kaygısı gibi durumlarda da kullanılabilir.

Bu alandaki çalışmaları

  • Uluslararası EMDR Birliği’nin (ABD) temel ve ileri düzey eğitimlerini tamamladı; İngiltere Ulusal Terapistler Birliği’nin uluslararası EMDR diplomasına sahip.
  • Somatik belirti bozukluğunda EMDR ile ilaç tedavisinin sonuçlarını karşılaştıran ilk çalışmayı yayımladı (Sleep and Hypnosis, 2017).
  • Türkiye ve dünyada ilk kez bir üniversitenin klinik psikoloji yüksek lisans programına TSSB ve EMDR derslerini kazandırdı.
  • Journal of EMDR Practice and Research dergisinde 2018’den bu yana hakemlik yapıyor.

EMDR eğitimi hakkında

Medya

Dört TEDx konuşması, televizyon programları, konferanslar ve gazete röportajları: ruh sağlığını gündelik bir dille anlatıyor.

Yeni çağda duyguların evrimi

TEDxMedipolUniversity

Yeni bir çağın başında nasıl düşündüğümüz, zihnimizin ve duygularımızın nasıl çalıştığı üzerine bir konuşma.

Yazılar

Deprem psikolojisinden dolandırıcılığa, sosyal medyadan aşka: gündemin psikolojik arka planına dair yazılar.

Tüm yazılar Onur Okan Demirci gözlüğünün üzerinden bakarak bir kitap okuyor.
  1. İçimizdeki Deprem – Deprem Psikoloji
  2. Dolandırıcılık ve Dolandırılma Psikolojisi
  3. Kripto para akıl sağlığını bozuyor!
  4. Kadehimi Gülmekten Ölenlere Kaldırıyorum
  5. Ay Bana Bir Şiddetler Oluyor!
  6. Kadın Cinayetleri
  7. Küçük Ruhlar, BÜYÜK Bedenler
  8. Koronavirüs (Covid-19) Sonrası Bizleri Neler Bekliyor?
  9. Salgın Filmleri İzlemenin Psikolojisi
  10. Narsistofilik Terapitofreni

Kitaplar

  • Kişiler Arası Etkili İletişimGelişim Üniversitesi Yayınları, 2018
  • Klinik Psikolojide Kullanılan Psikoterapi YöntemleriEMDR bölümü, Nobel Yayıncılık, 2020
  • Kavramlarla PsikolojiGüven-güvensizlik bölümü, Siyasal Yayıncılık, 2023

Seçili bilimsel yayınlar

  • Telemental health care provides much-needed support to refugeesNature Human Behaviour, 2022
  • Comparison of EMDR and duloxetine treatment outcomes in women patients with somatic symptom disorderSleep and Hypnosis, 2017
  • EMDR treatment in functional neurological symptom disorder with psychogenic nonepileptic seizuresClinical Child Psychology and Psychiatry, 2021
Tüm yayınlar

Klinik dışında

Terapi odasının dışında: müzik, motosiklet, yolculuklar ve birkaç macera sporu.

Onur Okan Demirci mavi bir elektro gitar çalıyor.

Müzik

Uzun yıllar müzik gruplarında çaldı; 2. Psikiyartist Yarışması’nda en iyi beste ödülünü aldı.

Onur Okan Demirci deri ceketiyle, kolunun altında motosiklet kaskı.

Yol

Motosiklet gezileri ve 40’tan fazla ülke. Yolculukların bazıları travma gruplarıyla yapılan gönüllü EMDR çalışmalarına dönüştü.

Onur Okan Demirci kucağındaki küçük bir köpekle gülümsüyor.

Ve daha fazlası

Sertifikalı yamaç paraşütü ve tüplü dalış, yıllarca basketbol, bir kısa filmde yönetmen yardımcılığı.

Sık sorulan sorular

İlk görüşmeden ilaç tedavisine, gizlilikten seans sürelerine kadar en çok merak edilenler.

Onur Okan Demirci avucunda bir kum saati tutuyor.

İlk adımlar

İlk görüşme nasıl geçer?

“Sahnede sizin zihniniz var. Bize söyleyecekleri önemli.”

İlk görüşme çoğunlukla sizin dile getirmek istediklerinizden oluşur. Öncelikle, sorunu tanımlama adına bir çerçeve çizmek önemlidir. Ne anlatmalıyım? Sorunumu en iyi nasıl tanımlarım? Doğru anlatabilecek miyim? gibi kaygılar çok doğal. Bunların kendileri zaten süreçlerimizin konuları olacaklar.

Sorunum psikiyatriste gidecek kadar ciddi mi?

“Bana sorunsuz bir insan gösterin, onu hep birlikte inceleyelim.”

Bir sıkıntının “yeterince ciddi” olması gerekmez. Uykunuz, iştahınız, işiniz, ilişkileriniz ya da gündelik keyfiniz birkaç haftadır etkileniyorsa, bir değerlendirme görüşmesi yapmak için yeterli bir nedeniniz var demektir. Erken başvuru, çoğu zaman daha kısa ve kolay bir tedavi süreci anlamına gelir.

Psikiyatriste gittiğim için deli miyim? Bana deli derler mi?

“Belki de bu hayatta çözüm aramak için yeterince çılgın olmak gerekir.”

Kesinlikle deli değilsiniz. Psikiyatriye başvuranların büyük çoğunluğu kaygı, depresyon, stres, uyku ya da ilişki sorunları gibi herkesin yaşayabileceği sıkıntılarla gelir. Ruh sağlığı için destek almak, beden sağlığı için doktora gitmek kadar olağan ve olgunca bir davranıştır.

Bir psikiyatrist (psikiyatr), psikolog ve psikoterapist arasında hangi farklar vardır?

“Siz nasıl bilirdiniz?”

Psikiyatrist (psikiyatr), üniversitelerin tıp fakültelerinden mezun olduktan sonra üzerine 4 veya 5 yıl daha branş eğitimi alarak psikiyatri ihtisasını tamamlamış uzman hekimdir. Tanı koyma, ilaç tedavisi başlama ve takip yetkinliğine sahiptir.

Psikolog, üniversitelerin fen edebiyat fakültelerinden mezun olan kişidir. Mezuniyeti sonrası 2 yıl süreyle klinik psikoloji yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra ise klinik psikolog unvanını alır. Tanı koyma, ilaç başlama veya takip yetkinliği yoktur.

Psikoterapist ise psikiyatrist ve psikologların ayrıca psikoterapi alanlarında eğitimler alarak kazandığı unvandır.

Ben hem psikiyatri hekimi hem de psikoterapist olarak hizmet vermekteyim.

Hangi psikoterapi yönteminin bana daha uygun olduğunu nasıl anlayabilirim?

Birçok psikoterapi yöntemi bulunmaktadır. Sizin için en uygun olanları detaylı değerlendirme yapmadan söyleyebilmek pek mümkün değil. Ben birçok psikoterapi yöntemini uygulayabilen bütüncül bir psikoterapistim. Bu, süreciniz için oldukça avantajlı bir durum.

Online danışmanlık mı yoksa yüz yüze mi tercih etmeliyim?

“Bir yerden başlamak hiç başlamamaktan iyidir.”

Yapılan araştırmalar, online görüşmeler ile yüz yüze görüşmelerin etkinliğinin birbirine yakın olduğunu göstermektedir. Online görüşmeler için size en önemli önerim; görüşmeyi yapacağınız ortamda rahat konuşabilmeniz adına sizi kimsenin duyamayacağı şekilde yalnız olmanızdır.

İlk görüşmeye gelmeden veya katılmadan önce ne yapmalıyım?

Özel bir hazırlık gerekmez. Daha önce kullandığınız ilaçlar, aldığınız tedaviler ya da varsa tahlil sonuçlarınız yanınızda olursa değerlendirme daha verimli olur. Ne söyleyeceğinizi bilmiyorsanız sorun değil; nereden başlayacağımızı birlikte buluruz.

Bir yakınımın yardıma ihtiyacı var fakat onu ikna edemiyoruz. Ne yapmalıyım?

“Öncelikle bu durum sizi nasıl etkiliyor?”

İlk görüşmeye aile üyesi veya destekçisi olarak siz gelebilirsiniz. Yakınınızın durumunu anlamak, ona nasıl yaklaşacağınızı öğrenmek ve kendi yükünüzü paylaşmak için bu görüşme değerli olabilir. Kendine ya da başkasına zarar verme riski varsa beklemeden 112’yi arayın.

Görüşmelerim gizli kalır mı?

“Her kelimeniz değerli. Bu değeri korumak benim görevim.”

Görüşmelerde paylaştıklarınız hekim gizliliği kapsamındadır ve izniniz olmadan aileniz, işvereniniz ya da başka kişilerle paylaşılmaz. Bilgi ve veri güvenliğini en üst düzeyde sağlamak için notlarımı yalnızca kendime ait ve yalnızca benim ulaşabileceğim tablet bilgisayar aracılığıyla tutmaktayım. Gizliliğin sınırları yalnızca kişinin kendisi ya da başkaları için ciddi bir hayati risk bulunması ve yasal zorunluluklarla sınırlıdır. Dilerseniz, gizlilikle ilgili aklınıza takılan her türlü sorunuzu görüşmelerde paylaşabilirsiniz.

Psikiyatriste gitmem kayıtlara geçer mi? İşimi etkiler mi?

Eğer başvurunuzu bir hastaneye veya SGK anlaşmalı bir kuruma yaptıysanız adınıza kayıt açılması zorunludur. Fakat benim gibi özel danışmanlık hizmeti veren kişilere yaptığınız başvurularda bilgileriniz kimseyle paylaşılmamaktadır. Bu konuda en önemli sorunu ilaç reçeteleri teşkil etmektedir. Psikoterapi süreçlerinde ise herhangi bir damgalanma söz konusu değildir.

Psikoterapi kaç seans sürer?

Süre, sorunun türüne ve sizin hedeflerinize göre değişir. Tek bir olaya bağlı bir kaygı birkaç seansta belirgin biçimde azalabilirken, uzun süredir devam eden sorunlar daha uzun bir süreç gerektirebilir. İlk birkaç görüşmenin ardından size yaklaşık bir yol haritası sunulur.

Seanslar ne kadar sürer, ne sıklıkla yapılır?

İki tür seans süreci yürütüyorum. Bunlardan uzun olanı genellikle psikoterapi amaçlı ilerler ve her bir seans 45 dakika sürmektedir. Kısa olanı ise genellikle danışma, ilaç tedavisi ve izlemi süreçleridir ve her bir seans 20 dakika sürmektedir. Dilediğiniz zaman süreç içerisinde uzun veya kısa seanslara geçiş yapabilirsiniz. Seansların sıklığı ise sürecin ilerleyişine göre birlikte ayarlanır.

Randevumu iptal etmem gerekirse ne olur?

İlk kez randevu oluşturduktan sonra iptal koşulları her iki tarafın da haklarını korumak adına sizinle paylaşılacaktır. Aklınıza takılan başka durumlar da olursa rahatlıkla görüşmelerde bunu dile getirebilirsiniz.

Verdiğiniz eğitimlere katılabilir miyim?

“En doğru kaynaklardan öğreneceğiniz psikoloji bilgileri yaşamınızı kolaylaştıracaktır.”

Online olarak verdiğim eğitimlerin tamamına katılabilirsiniz veya sonradan izlemek için edinebilirsiniz.

İlaç tedavisi

İlaç tedavisi almalı mıyım?

“Sizin ihtiyaçlarınız en öncelikli olanlardır.”

İlaç eğilimli bir hekim değilim. Şizofreni, bipolar, zarar verme eğilimleri gibi acil ilaç kullanımı gerektiren konular dışında ilaç kullanım kararlarını süreç içinde gözlemler yaparak ve sizin de fikirlerinizi gözeterek alırım. Süreçlerimin çoğu ilaç kullanımı olmadan, yalnızca danışmanlık ve psikoterapi ile ilerleyebilmektedir.

İlaç kullanmadan tedavi olabilir miyim?

Birçok sorun yalnızca psikoterapiyle tedavi edilebilir. İlaç önerisi ancak ayrıntılı bir değerlendirmeden sonra, gerekli görülürse yapılır ve karar sizinle birlikte, bilgilendirilerek verilir.

İlaçlar bağımlılık yapar mı?

“Bağımlılık fiziksel süreçlerden ziyade psikolojik bir süreçtir.”

Ağrılarınız nedeniyle bir ağrı kesici kullandığınızı düşünün. Ağrı kesicinin etkisi geçip ağrılarınız yeniden başladığında “ağrı kesiciye bağımlı mı oldum” kaygısı yaşamazsınız. Psikiyatrik ilaçların da etki mekanizmaları ağrı kesicilere benzer. Belirtilerin yeniden ortaya çıkışı, bağımlılıktan ziyade ilacı kullanmadığınızda etkisinin geçmesine bağlı olarak yaşanır.

İlaçlar kişiliğimi değiştirir mi? Beni uyuşturur mu?

Hayır. Doğru ilaç ve doğru dozla amaç sizi değiştirmek değil, sorunların sizden aldıklarını geri kazandırmaktır. Pek çok danışan tedaviyle “kendisi gibi” hissetmeye yeniden başladığını söyler. Yan etkiler olursa doz ya da ilaç değiştirilerek size uygun denge bulunur.

İlaçları ömür boyu mu kullanacağım?

Çoğu durumda hayır. Tedavi süresi tanıya, belirtilerin şiddetine ve tedaviye verdiğiniz yanıta göre belirlenir. İyileşme sağlandıktan sonra ilaçlar planlı biçimde azaltılarak bırakılabilir. Bipolar bozukluk gibi bazı durumlarda ise uzun süreli koruyucu tedavi gerekebilir.

Terapi nasıl işler?

Sadece konuşarak nasıl iyileşilebilir?

Psikoterapi sıradan bir sohbet değildir; bilimsel temeli olan yöntemlerle düşünce, duygu ve davranış kalıplarınızın fark edilip değiştirilmesini hedefler. Araştırmalar, etkili bir psikoterapinin beynin çalışma biçiminde de ölçülebilir değişiklikler yaratabildiğini gösteriyor.

Bir arkadaşımla dertleşmekten farkı ne?

Arkadaşlarınız sizi sever ama tarafsız olamaz; kendi deneyimlerinden yola çıkarak tavsiye verir. Terapist ise yargılamadan dinler, yaşadıklarınızın altında yatan örüntüleri görmenize yardım eder ve bunu eğitimini aldığı yöntemlerle yapar. Üstelik terapide, kimseyi yormaktan ya da incitmekten çekinmeden her şeyi konuşabilirsiniz.

Bütüncül psikoterapi ne demek?

Tek bir ekole bağlı kalmak yerine, bilişsel davranışçı terapi, dinamik terapi, duygu odaklı terapi ve EMDR gibi yöntemlerden kişinin ihtiyacına en uygun olanları bir araya getiren yaklaşımdır. Böylece tedavi yönteme göre değil, kişiye göre şekillenir.

Psikanalizde olduğu gibi divana mı uzanacağım?

Hayır. Görüşmeler karşılıklı oturarak, doğal bir sohbet ortamında yapılır. Filmlerden bildiğimiz divan sahnesi, günümüz psikoterapi pratiğinin yalnızca çok küçük bir kısmını temsil eder.

Seanslarda neler olur?

Geçmişimi, çocukluğumu anlatmak zorunda mıyım?

Hiçbir şeyi anlatmak zorunda değilsiniz; neyi ne zaman paylaşacağınıza siz karar verirsiniz. Geçmiş, bugünü anlamaya yardımcı olduğu ölçüde ele alınır. Amaç geçmişte kaybolmak değil, bugün daha iyi yaşamaktır.

Terapide ailemi suçlamaya mı yöneleceğiz?

Hayır. Amaç suçlu bulmak değil, bugün sizi etkileyen örüntülerin nasıl oluştuğunu anlamaktır. Bu anlayış, çoğu zaman hayatınıza daha sağlıklı bir denge getirir.

Terapistim beni yargılar mı?

Terapistin görevi yargılamak değil, anlamaktır. Utandığınız, kimseye söyleyemediğiniz düşünceler ve davranışlar da dahil olmak üzere her şeyi güvenle konuşabileceğiniz bir alan sunmak, terapinin temelidir.

Seans sırasında ağlarsam ya da çok duygusallaşırsam?

Bu son derece doğal ve çoğu zaman iyileşmenin bir parçasıdır. Terapi odası, duygularınızı bastırmak zorunda olmadığınız bir yerdir.

Terapist bana ne yapmam gerektiğini söyler mi?

Terapist hayatınızla ilgili kararları sizin yerinize vermez. Bunun yerine seçeneklerinizi daha net görmenize, kendi cevaplarınızı bulmanıza ve bu kararları hayata geçirmenize yardımcı olur. Bazı yöntemlerde seanslar arasında denemeniz için küçük çalışmalar önerilebilir.

Süreç ve beklentiler

Terapi sırasında kendimi daha kötü hissedebilir miyim?

Evet, bu zaman zaman olabilir. Uzun süre kaçındığınız duygu ve anılarla yüzleşmek geçici olarak zorlayıcı olabilir. Bu genellikle sürecin ilerlediğinin bir işaretidir; böyle hissettiğinizde bunu seansta konuşmanız önemlidir.

Terapinin işe yarayıp yaramadığını nasıl anlarım?

Belirtilerinizde azalma, gündelik hayatta daha rahat hissetmek, ilişkilerinizde ya da tepkilerinizde değişiklik fark etmek iyi işaretlerdir. Süreç boyunca hedefleriniz düzenli olarak birlikte gözden geçirilir.

Terapistimle anlaşamazsam ne olur?

Terapist ile danışan arasındaki güven ilişkisi, terapinin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Kendinizi rahat hissetmiyorsanız bunu açıkça söylemeniz beklenir ve saygıyla karşılanır. Gerekirse size daha uygun bir uzmana yönlendirme yapılabilir.

Daha önce terapi aldım ama işe yaramadı. Tekrar denemeli miyim?

Önceki deneyimin olumsuz olması, terapinin size uygun olmadığı anlamına gelmez. Farklı bir yöntem, farklı bir terapist ya da hayatınızın farklı bir döneminde başlamak çok farklı sonuçlar doğurabilir. Önceki deneyiminizde neyin işe yaramadığını konuşmak, yeni süreci şekillendirmek için değerli bir başlangıç noktasıdır.

Terapiye bağımlı hale gelir miyim?

İyi bir terapinin amacı, danışanın zamanla terapiste ihtiyaç duymadan kendi yolunu yürüyebilmesidir. Terapide öğrendiğiniz beceriler, süreç bittikten sonra da sizinle kalır.

Terapi ne zaman biter?

Terapinin sonu, başlangıçta belirlenen hedeflere ulaşıldığında birlikte kararlaştırılır. Genellikle seanslar aniden kesilmez; aralar giderek açılarak planlı bir şekilde sonlandırılır. İleride ihtiyaç duyarsanız her zaman geri dönebilirsiniz.

Terapiye ara verebilir miyim?

Evet. Hayatınızdaki değişikliklere göre terapiye ara vermek mümkündür. Bu kararı ani bir bırakış yerine terapistinizle konuşarak almak, kazanımlarınızı korumanız açısından önemlidir.

Özel durumlar

Bir sorunum yok, sadece kendimi tanımak istiyorum. Terapi bana göre mi?

Kesinlikle. Terapi yalnızca bir sorunu çözmek için değil, kendinizi daha iyi tanımak, ilişkilerinizi güçlendirmek ve potansiyelinizi keşfetmek için de değerli bir süreçtir.

Partnerim çift terapisine gelmek istemiyor. Tek başıma gelebilir miyim?

Evet. İlişkideki tek bir kişinin değişimi bile ilişkinin dinamiğini etkileyebilir. Bireysel görüşmeler, hem ilişkideki kendi payınızı anlamanıza hem de partnerinizi sürece davet etmenin yollarını bulmanıza yardımcı olabilir.

Çift terapisinde bireysel olarak söylediklerim partnerime anlatılır mı?

Süreçlerde sizin isteğiniz dışında hiçbir bilgi kimseyle paylaşılmaz.

Çocuğum ya da ergen yaştaki gencim için başvurabilir miyim?

16 yaş ve üzeri danışanlarla çalışmaktayım. 16–18 yaş arasındaki danışanların süreç değerlendirmeleri, danışanın anlattıklarının gizli kalması koşuluyla aileyle birlikte yapılabilir. 18 yaş ve üzeri danışanlar yetişkin danışan statüsünde oldukları için süreç yalnızca danışanın kendisiyle yürütülür.

Seanslar arasında size ulaşabilir miyim?

Hayati risk taşıyan acil bir durumla karşılaştığınızda bana ulaşmakla vakit kaybetmek yerine mutlaka 112 ile iletişime geçmenizi öneririm. İlaç yan etkileri için bana ulaşabilirsiniz. Acil durumlar dışında benimle paylaşmak istediğiniz durumları bana iletebilirsiniz; bunların bazılarını seans süreçleri içerisinde ele alıyor olacağız.

Eğitimler

EMDR Eğitimi

8 gün, 64 saat

Eğitim, temel ve ileri düzey uygulamaların yanında şu konuları da kapsar:

  • Çocuk ve ergenlerde EMDR uygulamaları
  • Cinsel terapilerde EMDR uygulamaları
  • Eğitim sonrasında sınırsız danışmanlık ve süpervizyon
  • Uluslararası geçerliliği olan akreditasyon

Başvurular EMDR.ORG.TR ve Zi&oN Psikiyatri Akademisi’nin sitesinden alınır.

Onur Okan Demirci lacivert takım elbisesiyle ayakta, elleri önde birleşik.

Randevu ve iletişim

Görüşmeler İstanbul’da, Zi&oN Psikiyatri Akademisi’nde yüz yüze ya da online yapılır. Randevu ve bilgi için arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz.

Mobil ve WhatsApp
0530 247 01 99

Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa beklemeyin: 112’yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Size dönelim

Bilgilerinizi bırakın, uygun olduğunuz bir zamanda sizi arayalım. Burada sağlık durumunuzla ilgili ayrıntı paylaşmanıza gerek yok; bunları ilk görüşmede konuşuruz.

Size nasıl ulaşalım?

WhatsApp